
| İki Seminer Birden Verildi |
|
|
|
| Pazartesi, 29 Aralık 2008 12:17 |
|
‘’Günışığı Yardım Derneği olarak her ay tekrarladığımız “Her Ay Bir Konu, Bir Konuk” Seminerler dizisinin bu ay Beşincisi gerçekleştirdik. Konuklarımız Karaman Kadın Doğum Hastanesi Doktorlarından Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. İlker Özkan, “Çocuk Hastalıkları”, Zihinsel Engelliler Sınıf Öğretmeni, K.Önder Demirkollu ise “Özel Eğitim ve Zihinsel Engelliler” konularından bilgi verdiler. Yunus Emre Konferans Salonunda yapılan programa Günışığı Derneği üyeleri ve vatandaşlar katıldı Dr.İlker Özkan Konuşmalarında; Aslen Karamanlı olduğunu, 14 yıllık meslek hayatının 9 yılını Karamanda geçirmekten mutlu olduğunu söyledi.Karamanda Çocuk Hastalıkları Konusunda açıklamalarda bulunan Özkan;'' Okul çağındaki çocuklarımızın %40 oranında parazitler yani kıl kurdu vakaları görünmektedir. Bu vakanın oluşmasında sabah kalkan çocuklarımız, çoğunlukla ellerini yıkamamasından dolayı tırnakların arasında kalan mikropların ağız yoluyla bulaşması sonucu meydana gelmektedir. Diğer bir vakada sıklıkla çocuklarda bitlenmeler görünmektedir. Haftada 1 kez yıkanan kişide bile görünmektedir. Çok çabuk bulaşabilen bir hastalıktır. Yastıklardan bile başkasına bulaşabilir. Tespiti de çok kolaydır. Şampuanlarla bu sorun giderilebilir. Ancak tek şart temizliktir. Başka gördüğümüz vakada ishaldir. Bol miktarda su tüketilmelidir. Mut'un bazı köylerinde Karapınar’a yakın köylerde de Hepatit A ya sık rastlamaktayız. Hepatit A nın ilacıda mevcuttur. Ancak muhakkak tuvaletten sonra ellerin yıkanması gerekmektedir. Aşıyı yaptırmakta şarttır. Bol su alınması da gerekmektedir. El temizleme Jellerinin kullanımı yaygınlaştırılması şarttır. Özellikle okullarda bu hijyen alışkanlığı kazandırılmalıdır. Çocuklarımızın farklı yerlerinde lekeler görülüyorsa hemen bir doktora başvurulması gerekmektedir. Anne sütü birçok hastalığın önlenmesi noktasında büyük önemi vardır. Çocuklarda günde 1 defa kaka, 4 defa çiş normaldir. Aşırı durumlarda yine bir doktora gösterilmesi gerekmektedir. Yeni doğan bebeklerde anne sütünü aldıktan sonra kaka yapmaları normaldir. Bebeklerin 8-9 aya kadar kusmaları normaldir. Ancak bu aylardan sonra olması sorun yaratabilir. 5 yaş üstü çocuklarda gece kaçırmaları irsidir. Anne ve babada önceden olmuşsa çocuklarda da görülebilmektedir. Bu hastalığın ilacı mevcuttur ve kesinlikle de kısırlığa neden olmamaktadır. Rutin olanakta ultrasonla kontrol edilerek tedavi edilmekte, ergenlik zamanında da tamamen geçmektedir. Sağlık Bakanlığın, tanesi 120 ytl olan Zatürre aşısının artık 2 aydır ücretsiz olarak yeni doğan bebeklerde aşılama yapılması çok yararlı bir hizmet oldu. Çocukların bulunduğu ortamda kesinlikle sigara içilmemelidir. Astımı olan çocuklarda Aspirini tetiklediği için pek önermemekteyiz. Ayrıca sigara ve atıkları, oda da bulunan çiçekler, hayvanların salgıları, hamamböceği, karınca gibi haşerelerde astımı tetiklemektedir. Astım genelde 3 yaş altındakilerde olmuyor teşhisi de zor olmaktadır. Çocuklarda tuvalet eğitimi 27.aydan sonra başlanmalıdır. Islak mendilleri pişi olanlarda kesinlikle kullanılmamalı onun yerine ıslak pamukla temizlenmelidir. 3-4 yıldır da küçük bebeklerde göğüs büyüme vakalarına rastlamaktayız. Bunu araştırdığımda organik olmayan gıdaların çocuklara verilmesine bağlıyorum. Geçen senelerde Konya da yakalanan bir veterinerin hayvanların çabuk büyümesini sağlayan yasak ilaçlarla yakalanması öngörümü doğrular niteliktedir. Yeni doğanlarda gördüğümüz bir durumda göz iltihaplarıdır. Bu sorun göz kanallarının tıkanması nedeniyle oluşmaktadır ve günde 15-20 defa göz masajı yapılması gerekmektedir. Çocuklarda yüksek ateş dikkat etmeliyiz. Ateşli havaleler herkesi endişeye sevk eder. Genelde 06 ayla 06 yaş civarı olabilmektedir. Ateş 38.5 dereceyi geçtikten sonra gözde kaymalar oluşarak, beyin oksijensiz kalıp havale geçirme riski yükselir. Çocuğa hemen ateş düşürücü verilip acilen doktora götürülmelidir. Havale riski taşıyan çocukların aileleri makattan verilen ilacı sürekli yanında taşımalılar. Kızlarda idrar yolu iltihabında görmekteyiz. Bu rahatsızlığı olanlar kesinlikle havuza, küvete girmelerini önermiyoruz. Sadece duş alması gerekmektedir. Karamanda kızamıkçığı yaygın olarak görmekteyiz. Penisilin kullanılan çocuklarda öldüren alerji riski 20000/1 dir. Ama yinede alerji riski karşı test yaptırmaktayız.’’ Dedi. Özkan seminer sonrası katılımcıların sorularını da tek tek cevapladı. Verdiği önemli bilgilerinden dolayı Semineri düzenleyen Dernek Yetkilisi Nevin Tüme’ne Dr.İlker Özkan’a teşekkür etti. Seminerin ikinci bölümünde Özel Eğitim ve Zihinsel Engelliler konusunda gelen katılımcılara bilgiler veren K.Önder Demirkollu yaptığı konuşmada: “Tarih boyunca var olan ve var olacak engelli insanlar hep ikinci ve üçüncü insan sınıfında sayılmaktaydı. Ancak engelli vatandaşlarımıza verilen değer gün geçtikçe artmaya devam etmektedir. Toplumların gelişmişliği engellilere verilen değere göre derecelenmektedir. Günümüzde her gün engelliler adına yeni ve güzel gelişmeler olmaktadır. Özel Eğitim Genel Müdürlüğü, Özel Eğitimden Sorumlu Daire Başkanlığına Görme Engelli Dr. Hale Bacakoğlu’nun getirilmesi bizleri çok sevindirmiştir. Engelli vatandaşlarımız artık gün yüzüne çıkıyorlar. Birkaç senedir de binlerce çeşitli engellimiz rehabilitasyon merkezlerinde ücretsiz eğitim almaya başlamıştır. Artık Bakıma muhtaç Engelli çocuğu olan ailelere, annelerimize maaşta bağlanmaktadır. Zihinsel Engellilerden kesinlikle korkmamalı, çekinmemeliyiz zira onlar herkesten sevgi istemekte, ilgi beklemektedirler. Onlar gerçekten saf ve çok masum insanlardır. Onlar çok duyarlıdırlar. Halk arasında engellilere kullanılan terimleri kesinlikle kullanmamaya ve söylememeye özen göstermeliyiz. Engellileri eğitip topluma kazandırmalıyız. Bizlere düşen görevleri yerine getirmeliyiz. Engelli çocuğa sahip olmak onlarla uğraşmak tamamen bir ayrıcalıktır. Yaratanın onları da yaratmasında bir ayrıcalık olduğunu niye onların var olduğunu da düşünmeliyiz. Hiç aklımıza bile gelmediğini düşündüğüm önemli bir durumu paylaşmak istiyorum. Peygamberimiz zamanında acaba hiç engelli var mıydı? Bu konuyu araştıran Sakarya Ünv.Prof Dr.Ali Seyyar ‘ın Yıldızlar engel tanımaz kitabından bir anekdotu paylaşmak istiyorum. Hocamız bu konuyu titizle araştırmış ve şöyle aktarmıştır. ‘’Peygamberimiz’in vefatına yakın en az yüz binin üzerinde sahabe yaşıyordu. Bugün olduğu gibi o dönemde de toplumun %10’u engelli ise, en az on bin tane engelli sahabe vardı. Peygamberimiz engellilere pozitif ayrımcılık uygulayan ilk kişidir” Peygamberimiz’in engelli sahabelerle şakalaşmış, onlara özel bir şefkat ve ilgi göstermiştir. Peygamberimiz’in ve sahabelerin hayatından az bilinen bir kesit daha böylece aydınlanmış oluyor. Birisi hanım olmak üzere toplam 28 ortopedik ve görme engelli sahabe tespit edilmiştir. Peki Efendimiz döneminde yaşayan bedensel engelli sahabenin sayısı ne kadardı? Her toplumda engellilerin oranının yüzde 10 olduğunu hesaba katarak, “Peygamberimiz’in vefatına doğru, yüz binin üzerinde sahabe yaşadığına göre, bunlardan en az on bininin engelli olduğunu tahmin edebiliriz.” Diyor Acaba Zihinsel engelli sahabe de var mıydı? Normal şartlarda her toplumda her çeşit engelli bulunabileceğinden hareketle ‘Zihinsel engelli sahabe var mı?’ sorusunun cevabını da bakalım. “Bir keresinde bir bedevi mescidin önüne devesini bırakır. Özel durumu herkesçe malum olan Nuayman’a birkaç sahabe, şöyle bir teklif getirir: “Sen şu deveyi kesiversen de onu yesek! Et yemeyi çok özledik. Nasılsa Resulullah onun bedelini öder”. Nuayman, bu sözlerden hemen etkilenerek deveyi keser. Bedevi dışarı çıkınca kıyameti koparır. Peygamberimiz durumu anlar ve Nuayman’ı bir hendeğin içinde gizlenmiş olarak bulur. Onu hendekten çıkarır ve “Bunu niçin yaptın” yerine “Bu yaptığını sana yaptıran nedir?” der. Nuayman da kendini savunurcasına, “Benim yerimi sana gösterenler var ya, ey Allah’ın Rasulü! İşte onlar bu işi bana yaptırdılar.” der. Peygamberimiz onun yüzündeki tozlarını hem siler hem de tebessüm ederek onun gönlünü alır ve bedevinin devesinin bedelini öder.” Peygamberimiz engelli sahabelerle şakalaşmış mıydı acaba? Hocamız bunu da şöyle anlatıyor. “Bedenî kusurları yüzünden çölde yaşamayı seçen Zahir isimli sahabe, Medine pazarında Peygamberimiz’i bir köşede beklerken, Peygamberimiz ona arkadan yaklaşır ve gözlerini kapatarak şakalaşır. Peygamberimiz’in o güne kadar hiç kimseye bu denli mesafesiz davranmadığını gören etraftaki Müslümanlar, bu ilginç manzarayı seyrederler. Kâinatın efendisi, bunu fırsat bilerek, çevreye yüksek sesle: “Bir kölem var. Satıyorum. Onu benden kim alır?” diye şakasını sürdürür. Zahir, “Ey Allah’ın elçisi, beş para etmez bir sakat köleyi kim satar kim alır?” deyince şaka bu andan itibaren biter. Peygamberimiz bütün ciddiyetiyle kendilerini sarmış olan kalabalığa seslenerek, şöyle der: “Ya Zahir, and olsun ki Allah ve Allah’ın Resûlü katında senin değerin paha biçilmez! Bunun için biz de seni seviyoruz.’’der. Bu örneklerden çokça bu kitapta bulabiliriz. Yaratanın onları da yaratmasında bir ayrıcalık olduğunu niye onların var olduğunu da düşünmeliyiz.’’dedi. Demirkollu program sonunda gelen katılımcılara teşekkür etti. {limage}drilkerozkan.jpg{/limage} {limage}onderdemirkollu.jpg{/limage} |







Dr.İlker Özkan Konuşmalarında; Aslen Karamanlı olduğunu, 14 yıllık meslek hayatının 9 yılını Karamanda geçirmekten mutlu olduğunu söyledi.

